Aslında tamamen siyasal bir oyunun sonucunda tek aday olarak girip büyük bir yek vücut başarısı ile seçimden TFF başkanı olarak çıkan Mehmet Ali Aydınlar'ı ilk kez Fenerbahçe Bayan Voleybol takımının başarısı sonucunda sponsoru olduğu Acıbadem'in katkılarından dolayı yakından görmüştük. Fenerbahçeliler için zengin, karizmatik, başarılı iş adamı, sıkı fenerbahçeli olarak tanınıyor olarak girmişti seçimlere. Olimpik havuz konusunda, Samandıra'da ki Ankara'da ki tesislere katkısı malumdu.
Girizgahta'da belirttiğim üzere Özgener'in ani kaçışı(!) Gümüşdağ'ın ani çekilişi ve adını sayamadığımız diğer hepsinin ani yaklaşamaması ile birlikte geldi bu tek adaylılık ve sonucunda başkanlık.
Gelir gelmez kucağında bulduğu bomba sebebiyle afallama süreci değildi aslında o. Hiç bir zaman katılmadım bu kucakta bomba meselesine. O koltuğa oturmayı göze aldıysanız bu tarz bombalar hep o koltuktaydı zaten.
Fenerbahçelilerin merak ettikleri, diğer kulüplerin "al işte bir fenerli başkan" daha serzeniştikleri bir sürecin ardından şike operasyonunda yaptıkları/yapamadıkları ile birlikte ilk başlarda saydığımız özelliklerinin inandırıcılığı cezasahası içerisinde ki Arif kadar bile değil artık.
Etliye sütlüye karışmadan,
Ne şiş yansın ne kebap tarzında,
Herkesi memnun etme çabaları içerisinde olduğunuz vakit zaten bu tarz mevkiilerde başarılı olmak imkansız.
Konunun içersinde Fenerbahçe olduğu zaman tarafsızlığını korumak adına içine girdiği haleti ruhiye çok Fenerbahçelinin içini acıtıp akıllara ilkokulda dersine öğretmen olarak babası giren öğrencinin dramını yaşattı acımadan.
Ben böyle bir şey yaşamadım fakat yaşayan arkadaşlarım bilirler,
Öğretmen baba, "aman yanlış anlaşılmasın", "aman haksızlık yaptığım düşünülmesin", "aman bak kollanıyor gibi görülmesin" düşüncesi içerisinde sınavlarından tamamen kendi başarısıyla 5 5 5 alan öz evladının karnesinde kendi dersini 4 olarak yazmamış mıydı yada sınav esnasında tavırları değişmemiş miydi? O miniğe sorsanız derse kendi babasının girmesini ister miydi ? Ya da acaba kendi babası kendi dersine girdi diye ne çok konuda magdur olduğu cümlelere sığabilir miydi ?
Buna benzer bir sorunla karşı karşıya kaldı Fenerbahçe. Az önce ki öğretmen babanın kafasında dolaşan şüpheler gibi şüphelerle hiç bir zaman salt olarak düşünülmedi Fenerbahçe. Yogun Hıncal Uluç medyası da işin bu boyutunu görebildiğinden vurdukça vurdu aydınlarbalıya.
Tam sınıfta kalmak üzereyken birde PLAY_OFF saçmalığı çıkarttı başımıza.
Amaç, düşen futbol değeri sayesinde digiturk'un yarasına biraz olsun işeyebilmek. Ama futbolun ağzına sıçtığından haberi bile yok.
Kürsüde başkanı konuşurken arkadaki koltukta koyunlar gibi dizilmiş, offlayan, pofflayan, medyaya karşı alnını dik tutamayan, başını iki elinin altına almış, özgüvensiz tiplerin doluştuğu bir kuruldanda ancak bu karar beklenirdi.
Aslında 3 yıldır Play-off Play-off diye dilimde tüy bitmişti benim.
Çok kere bu satırlarda savunmuştum play-off sistemini.
Hatta bu playoff meselesini twitterda ilk okuduğumda "Mehmet Ali'ye bak, kedi olalı bi süt kasesi yakalayabildi diye düşündüm. Fakat işin içeriğini öğrendikçe yaşadığım hezeyan ciddi boyutlara ulaştı.
Dedim ya 3 yıldır play-off oynansın bu ligde diye diye dilimde tüy btimişti ama benim savundugum play-off sistemi daha farklıydı.
AMAÇ: 18 takımlı ligde, ligin sonlarına doğru oynanacak GAZOZUNA maçları en aza indirgemek olmalıydı
25. haftadan itibaren dibe 20 puan fark atmıs, liderden 20 puna geride kalmış bir takımın boşvermişliğinin elinden alınmasıydı.
3 takımın düştüğü sistemde düşecek olan son takımın ligi 16., 15., 14., ve 13. cü bitiren takımlar arasında oynanacak play-off elemleriyle belirlenmesi..
Aynı Şekilde
5 Avrupa bileti olduğunu düşündüğümüzde ligi 1. 2. 3. 4. bitirenin haklarını teslim ettikten sonra ligi 5. 6. 7. 8. bitiren takımların arasında ki play-off mücadelesinin şampiyonuna son Avrupa biletinin verilmesiydi.
BÖYLELİKLE
2. takımın şampiyon olma
3. takımın şamp ligine gidenilme
4. takımın 5. takım tarafından geçilmeme ve uefa'da 1 tur daha az eleme oynama
5. takımın 4 ü geçme
6 ve 7. takımların olası play off çapraz eşleşmesinde kolay takımla oynama
8. takımın Avrupaya gitme
9. ve 10. takımın kendini 8 e atıp Avrupa'ya gitme
11.12. takımların 13. takım tarafından geçilmeyip küme düşme tehlikesinden uzaklaşma
14.15.16. takımların küme düşme potasından kaçma, 12. olup play off oynamama
GİBİ zorlayıcı hedefler ile
ligden gazozuna maçları eksiltebilir,
ŞİKE ve TEŞVİĞİ, EN AZA indirgeyebilir,
futbolu güzelleştirebilir,
futbola heyecan katabilir,
tüccarın cebine biraz daha fazla para koyabilir,
futbolculara mesleklerini sevdirebilirdiniz.
Her defasında "sanki daha önce başkaları bunu düşünmemiş" gibi Amerika'yı ilk kez keşfettiğini sanan FENERBAHÇE'li ama omurgasız bir başkandan HERKESİN aklına gelen bu fikire sıcak bakmasını beklemiyoruz tabi ki.
Başlıkta da dedim ya hani
Mehmet Ali Aydınlar Off olmuştur,
Türk Futbolu Tüccarların elinde OUT'a çıkmıştır.
Türk Futbolu beni de kaybetmek üzere.
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Ağustos 2011 Salı
30 Mart 2011 Çarşamba
Arda gönül koydu..
Bir Fenerbahçe sempatizanı olarak hakkında çokta fazla konuşmak istemediğim futbolculardandır Arda. Fakat konu bir milli maç olduğu zaman aşığı olduğum ülkenin başarısı için ter döken her bir futbolcuya saygım sonsuzdur.Ve Ardayla karışık maç yazısı yazmanın tam vakti olduğunu düşünüp aldım kalemi elime.
İyi futbolcu olduğu kesin. Ama kendisini kendi yöneticilerinin yaktığını bilmeli. Tamamen popülist yaklaşımlarve gündem değiştirmek adına her daim camianın çokça sevdiği ve o dönemler ülke olarak açlık çektiğimiz alt yapıdan futbolcu çıkarma hasretimize son verecek en önemli aday olması sebebiyle kendi yönetimi tarafından kullanılmıştır ama bunu farkedememiştir.
Henüz 19 20 yaşında belki de tavsiyelere en çok ihtiyacı olduğu dönemde,bir şeyleri öğrenebilmek adına hata yapmak zorunda olduğu yaşlarda, hata yaptıktan sonra affedilmenin verdiği gazla belki de çok daha hırslanıp karakterine ve futbol yaşantısına yön vereceği yıllarda başta da söylediğim üzere bir yem olarak, bir gündem değiştirme aracı olarak, bir camiayı ateşleme aracı olarak kullanılmış ve maalesef henüz gelişmekte olan yeteneğinin bir kısmının önü kesilmiş, önünde çizeceği parlak şa'şalı yollar daraltılmıştır.
Daha geçtiğimiz ay doğum günü olan ve şahsım adına canlı izleyememenin büyük pişmanlığını yaşadığım "kramponlu kral"ın sırt numarası 10 ken, bundan yıllar sonra o aynı 10 numarayı steau bukreşlerde, real madridlerde, barcelonalarda top oynayıp "karpatların maradonası" olduktan sonra yolu birde galatasaray'dan geçtiği sıralarda Gheorge HAGI giymişken daha hayatında Altıntepsi Makelspor ve kiralık oynadığı Manisaspor'dan başka klup bulunmazken 10 numarayı sırtına geçirenler utanmalıdır.
Hele ki birde bu 10 numara ile birlikte kendisine kaptanlık teklif edip henuz yolun başında olan bir delikanlıya " Hata yaparsam affedin, çocukluğuma verin, Ayhan abim, haldun abim bana yardımcı olun beni koruyun, sizlerin ellerinde gelişimime devam etmek, elbetteki yapacak oldugum hataları sizlerin kanatları altında yapmak istiyorum" cümlesini değil de " Bu benim için büyük gurur ve onur. Bu formayı nasıl hak ettiysem, aynen taşımaya da devam edeceğim. Efsane oyuncuların içine girmek istiyorum. Buna layık olmaya çalışacağım” cümlesini sarfettirmek zorunda bıraktıklarını farkettiklerinde yıkılmışlardır diye düşünüyorum. 10 numaralı forma ve kaptanlık töreninde ki yüz halindende mi anlamadınız allah aşkına.
Peki ya Arda Turan'ın değeri 20 milyon dolardır açıklamasının sahibi Adnan Polat durduk yere neden yapmıştır bu açıklamayı? Olmazsa olmaz olan ve önemi konusunda benimde hemfikir oldugum marka değeri böyle mi yönetilirdi.
Derken bir bakmışız ki Arda her duran topun başında, her açılışta, her sorun da düşmana karşı durulan saflarda o kırılganlıkla en ön safta.
Hemde sadece bir kaç ego tatmini, bir kaç gündem değiştirme politikası adına.
Sonrası malum, karakter travması, psikoz haller, kameralar önünde gözyaşları, "bunu da yazın"lar vs vs vs.
Ama maalesef ki bugunlere gelebilmesinin en büyük etkeninin medya olduğunu göremedi Arda. Belki özel bir çaba ile değildi bu ama şu gün geriye dönüp baktıgımızda bunu görmemek mümkün değil ki zaten.
29 Mart 2011 Türkiye - Avusturya maçının sıkıntılı giden dakikalarında müthiş bir futbol zekası ile taç atışında seni tutan adamı 20 metre öteye dolu götürüp boş getirip kendi çabasıyla attığı golün ardından yüzünde çok uzun süre beliren mutluluk hallerini kaotik iç hesaplaşmalara yendirerek hemen 10 saniye sonra tribüne dönüp o "bunu da yazın" dediği medya sayesinde öğrendik biz kazandığı paranın çok önemli bir miktarını böbrek vakıflarına, sokak çocuklarına, Lösev'e bağışladığını. Yada aynı medyaydı Manisalarda harikalar yaratırken onu Eric Gerets'in gözüne sokup İstanbul'a geri çağırtan. Ve yine aynı medya isimleriydi destek olmak adına kendi camiasından tepki dahi çeken.
O aynı medya ki Avusturya maçından sonra "bunu da yazdık" yazıp "evet kasada çürük domates var ama tüm kasa çürük değil Arda" diyebilecek kadar mülayim. O medya ki olmamış gibi davranıp En Şen Türk Semih'i öven, Volkan'a helal olsun diyen, maçın adamını Arda gösteren. Ve Arda'nın başarısı için kendisine akıl vermeye çalışıp kendisine destek olmaya çalışan insanlarla dolu heryer.
İçini burkmana gerek yok Arda. Kimseye tepki göstermene de gerek yok. Aslında tam olarakta komplike bir futbolcu değilken, kafa golü atamıyorken, süratli değilken, defansif anlamda sıkıntıların olup oyunu iki yönlü oynayamıyorken ve fizik olarak yetersizken dahi sadece iyi çalım atıp, iyi adam eksiltip sol çarprazdan içeriye kolay giriyor topu ayağında tutup takımın atağa çıkmasına katkıda bulunuyorsun diye seni göklere çıkarmaya çalışıp sana Atletico Madrid'leri zikrettirende bu medya Arda.
Güzel bir tesadüf oldu maçın 2. golünü Burak Semih değişikliğinden sonra oyunu ileriye yığıp Semihin güzel asistinde Gökhan Gönülün atması. Arda'yla karışık maç yazıma da güzel bir başlık, güzel bir son cumle bıraktı bize.
Avusturya maçında Arda Gönül koydu.
21 Mart 2011 Pazartesi
Nasreddin Hocam Sen Güzel Söylüyosunda Dinleyen Nerde?
Nasreddin Hoca fıkralarından bir tanesini paylaşayım dedim.
Hoca oğluna su testisini vermiş ve: “Git şunu doldur da getir, sakın kırma ha ama!” demiş ve suratına da bir tokat indirmiş. Görenler “Hoca,” demişler “Neden vurdun çocuğa, testiyi kırmadı ki.” demiş. Hoca: “Testi kırıldıktan sonra dövsem neye yarar?" demiş.
Ah be Nasreddin Hocam. Etraf eşşeğe ters binenlerle doldu.
O şişe Volkan'ın kafasına gelseydi Volkan tartışmasız ölürdü. Yaklaşık 30 metre yukardan pinpon topu gelse can acıtırken cam atılıyor hocam. Ya o cam şişe Volkan'ın kafasına gelseydi, ya o cam şişe Baros'un kafasına gelseydi, ya o cam şişe orda işini yapan kameramanın kafasına gelseydi de ölüm olsaydı ne yapacaktınız ? Sürekli holiganizm ile karıştırdığınız taraftarlığı bir kenara bırakınız lütfen. Fenerbahçesi Galatasarayı Beşiktaşı yok bu işin. futbolu lekelemeyin lütfen. Olay burda Volkan Demirel değil tabi ki.
Daha bundan bir kaç ay önce henüz 10 yaşındaki çocukcagızı, yanda fotoğrafını gördüğünüz 10 yaşındaki kalbi futbol için atan, gözlerinde belki de hagiyi ilk kez gördüğünden ertesi gün sınıf arkadaslarına atacağı havayı düşündüğünden oluşan mutluluğu hemen farkettiğiniz Batuhan Sağır'ın hayatını etkileyecek olayın içine soktunuz, çocuk 4 gün hastanelerde süründü. Eee ? aynı olay sadece 1 ay sonra nasıl tekrar yaşanabildi. Bu mudur göklere çıkarttığınız Toki Tepenizi emanet ettiğiniz güvenliğiniz?
Bu mudur önlem alışınız ?
1 ay önce hastanelik olundu, Bugun ölüme belkide 1 metre yaklaşıldı, yarın ölüm olursa ne olacak yetkililer? Tüm Avrupa hatta Dünya 2010 kültür başkentinde yaşanan sahada ölüm olayını konuşsa ne olacaktı yetkililer? Tüm türk futbol severler olarak aynı gemideyiz hala anlamıyor musunuz? Bu gemi batarsa sizde, futbolcularda, medyada, gazetelerde, sokakta yana yana 3 5 lira için bayrak satan insanlarda, cafe sahipleride, bizlerde batarız. Aynı gemideyiz ve uyarıyoruz. Gemimizin altına balta vuranlar var kaptan.!! Ya atın gemiden okyanusa ya adam edin!
İlla birinin kafasına denk gelipte ölümünü mü bekliyorsunuz ? 2 ay içerisinde 2 tane atılan tehlikeli şişe var, birisi nispeten daha hafif ve masum bir çocugun kafasına geliyor çocuk hastanelik oluyor, diğeri insan öldürecek cinsten ve allaha şükürler olsun ki herhangi bir canlıya değmiyor. İnsan öldürmeye birebir teşebbüstür bu. Yok mudur kitapta bunun karşılığı. Ağzınızı acınca 3522342. maddeye dayanarak diye entel entel konusursunuz ama o zibil gibi maddelerden bir tanesi bile bu derece ciddi olayları içermiyor mudur?
Evet bunun cezası stat kapatmaksa, evet bu stat kapanıp tarafsız sahada seyircisiz oynama cezası çıktıgında bundan Trabzonspor kulübüd faydalanacak olsa dahi kapatın bu stadı. 300 küsür kamera ile izlemişssiniz bulun o hayvanı insan öldürmeye birebir teşebbüsten yollayın hapise, buna izin verenleri yardım ve yatakçılıktan yollayın hapse. Şuan bu ceza Fenerbahçe şampiyonluğundan dahi daha önemlidir.
Henuz 26 yaşındayı ve ölümümüm biraz daha geç olmasını çubukluya olan sevdamın erkenden bitmemesi için istiyorsam benim futbol geleceğimi katlediyorsunuz. O testi kırılmadan engel olun.!!
27 Şubat 2011 Pazar
Şubatta Aşk Başkadır
Blogu takip eden sevgili arkadaşlarım hatırlattılar az önce. Şubat ayı başında şöyle bir post girmiştim bloga. Kısaca özet geçecek olursam, 2010 Şubat ayı içerisinde Daum yönetiminde ki takımın şubat ayında oynadığı ardarda 7 maçın hiçbirisini kazanamadığını ve 4 yenilgi 3 beraberlik ile ayrıldığını yazmıştım. Daha sonra kendi çapımda yaptığım araştırmalar ile şubat ayının Fenerbahçeye hiç yaramadığını görmüş bunun sebebini takım devre arası kampında iyi çalışmıyor olarak yorumlamıştım. Çünkü artık yavaş yavaş diğer takımların düşme gösterdiği ligin 20 ila 25. haftasında son düzlükten önceki sert viraja girildiği haftalardan başarıyla çıkmak önemliydi.
Ve şimdi durum gayet keyif verici.
05 Şubat 2011 - Manisaspor vs Fenerbahçe 1-3
14 Şubat 2011 - Fenerbahçe vs Kayserispor 2-0
20 Şubat 2011 - BeşiktaşJK vs Fenerbahçe 2-4
27 Şubat 2011 - Fenerbahçe vs Kasımpaşa 2-0
Ben 3 - 4 puan kaybını dahi göze almışken takım şubat ayında ligin kalbur üstü takımların hepsini rahat(!) geçti. Yukarda paylaştığım linkte bahsettiğim ufak tefek öngörülerin neredeyse hepsi gerçekleşti.
Ne yazmıştım o zaman:
Kayseri ile evimizde oynamamız, Trabzon maçına çıkılan motive ile o maça çıkacak olmamız o maçı garanti gösteriyor. Beşiktaş'ın bizim maçımızdan hemen önce ve hemen sonra oynayacakları Dinamo Kiev maçı yine bizim için avantaj görünüyor. Kasımpaşa ligden düşmüş olur. Yeter ki Manisa'yı hasarsız geçelim.Trabzon maçı moral motivasyonu ile mabedde Kayseri kolay geçildi. Beşiktaş Dinamo Kiev faciasındayken arada bizde dürttük, Kasımpaşa hala sonuncu ve umudu yok denecek kadar az. Hele ki sürpriz saydığım son 2 hafta galibiyeti almasaydı bitmişlerdi zaten. Manisayı kazasız geçtik.
Bakalım Mart ayı programımız nasıl
3 maça çıkıyoruz mart ayında:
07 Mart 2011 Gençlerbirliği - Fenerbahçe
13 Mart 2011 Fenerbahçe - Konya
20 Mart 2011 Galatasaray - Fenerbahçe
Kişisel kanaatime göre şubat ayından daha zorlu bir viraj. Çünkü ormanda bir aslandan daha korkutucu ne var diye sorsanız cevap yaralı bir aslan olacaktır. Can havliyle, neyi var neyi yok herşeyiyle savaşacak 2 maça çıkıyoruz. Ankara deplasmanları her zaman sıkıntı olmuştur. Gerçi gençlerbirliği son 4 haftada çıkardığı 3 galibiyet ile düşme potasından biraz uzaklaştılar. 16. takımın (maç fazlalığı-eksikliği ile- 16-18 puanı varken şuan onlar bu 9 puan ile 27 ye ulaştılar ve rahatladılar ama Konya için çanlar son derec ciddi çalıyor. Ve sonrasında derbi.
Takım sahaya çıkarken 'Artık puan kaybetme lüksümüz var, 2 puan kaybetsekte bişe olmaz' düşüncesinin rahatlığı olumlu yansıyor. Futbolcular şuan maç kaybetseler dahi taraftarın yine onlara hep destek tam destek olacağını biliyorlar. Böyle bir psikolojide Mart ayında bu 3 maçtan 2 galibiyet 1 beraberlik beni mutsuz etmez. Bakalım mart ayı neler gösterecek.
21 Şubat 2011 Pazartesi
Suarez'e Ajax'tan Veda. Gözyaşları.
159 maçta 111 gol. klupten 1 alıp 50 kazandırmak vs vs vs. Taraftar gerekeni yapmış, ağlatmış.
Orjinal Link bu.
Burda da aynı olayın taraftar kamerasından videosu :
Liverpool'da golle başladı zaten. İlk gol stoke city'ye. Golü de buradan izleyebilirsiniz.
Sarı Lacivert gönüllerde pembe hayallere yasak!
2010 yılı şubat ayının kara olmasının tam tersi bir şekilde muhteşem bir 2. yarı performansıyla Beşiktaş maçına hazırlanıyordu Fenerbahçe. Öncesinde Kayseri'de basketbolun Türkiye kupasını rakibine kaptırmış, hafta içi dinamo kievden 4 yemiş, kaptanının sözleşmesini feshetmiş, teknik direktörüyle bir türlü yıldızı barışmayan bir takım vardı morali üst düzeyde olan Fenerbahçe'nin karşısında. Ayrıca İnönü'nün Fenerbahçe için bir deplasman olmadığının istatistik haberleri de hafta içi süresince heryerde yer alıyordu. Tüm bu etkenler sonucunda maç günü Fenerbahçe'yi 2 adım daha önde görüyordu çoğunluk ve tarafım.
Maçın başlamasına kısa bir süre kala çıkan haberler Fenerbahçe yi bir adım daha öne atıyordu. Gökhan Gönül büyük bir özveri ile oynayabilecekti. Schuster garip(!) bir tertip ile çıkacaktı sahaya. Bobo 18 e alınmamıştı. Defansta bir türlü düzen tutturamayan Ekrem Dağ, Toraman ve Ferrari olmasına rağmen yedek kulübesinde bir defans oyuncusu dahi yoktu.
Maçtan bir gece evvel Aykut Kocaman'ın kafasında oynattığı gibi başladı maç. Santos, Dia, Niang işbirliği içerisinde ilk 25 dakika sezonun en iyi topunu oynadı Fenerbahçe ve bu süre zarfında tam 7 pozisyona girdi, 1 inde topu ağlarla buluşturabildi ne yazık ki.
25 ten sonra Dia'nın temposunun düşmesi olağandı. Orada Dani Alves'te olsa, Messi'de olsa, Ronaldo'da olsa tempo düşüklüğü yaşanacağı barizdi. Sonuçta 25 dakika boyunca depar atan sprinter bir oyuncu Dia. Zira dakika 43 te Fenerbahçenin yediği golde kendi oyuncusu Ekrem defansından boş koşuya başladığında onu kovalamak istedi ama gücü yoktu. Golün geleceğini hissetmiş gibiydi hatta. Ekrem'in 100 kere vursa sadece 1 inin gol olabileceği şutta beraberliği yakaladı Beşiktaş. Volkan'ı eleştirmek hata olur bu pozisyonda. Yakın direği kapatması beklenebilirdi ama bu sefer uzak direğe yapılacak kesme bir plase yine gol olabilirdi. Fakat yenilen bu golde takım biraz eleştirilebilir çünkü koca bir 45 dakika boyunca Beşiktaşın kullanabileceği tek silahı orasıydı. Her top orda quaresmaya bırakıldı, her topta beşiktaş kendi sağ açığından bireysel yeteneklerle bişe yapabilecelti ve buna önlem alınamadı. Selçuk, santosa daha yakın oynayabilirdi ya da blog halinde takım kendi sol bekine kayabilirdi ama olmadı. Devre 1-1 sonuçlandı.
2. yarının başlaması ile taraftar desteğini arkasına alan Beşiktaş birazda şansının yardımıyla 2. golü buldu. Serbest buruş esnasında Volkan baraja "4" işaretini yaptıgında yanımda beraber izlediğim arkadaşıma serzenişte bulunmuştum o an. O serbest vuruşta topun başında Simao varken o barajın hakkı 5 ti diye düşündüm. Neticesinde baraj 5 kişiden oluşsaydı o top Toraman'ın önüne sekmeyecekti ama oldu bir kere.
Sonrasında Tribünlerin 3 3 3 tezahüratları sonucunda ileride Alex De Souza 3 gol birden atacaktı.
Ferrari'nin her şey takımı adına iyi giderken Lugano'ya attığı o dirsek sonucu gelen Kırmızı Kart, Penaltı ve devamında gol maçı o an bitirmişti zaten. Maç sonrası yapılan açıklamalarda ve yorumlarda Lugano Ferrari'ye faul yapmıştı onu niye vermedi çırpınışları ise tamamen saçma. Çünkü Lugano'nun Ferrari'ye yaptığı faulu hakem görmüştü ama o an top zaten Beşiktaşın sol kanadından kontraya kalkmıştı. Avantajı oynatıyordu yani hakem. Orda maçı durdursa, Ferrari'ye yapılan faulu verse bu kez taraftarlar "neden avantaja bırakmadın" diye haykıracaklardı bu bariz.
Penaltıyı gole çevirdi Alex. Herşey siyahla beyaz kadar değişmişti saha içerisinde. Maç içerisinde 30 ila 60. dakikalar arasında dinlenen Dia yine sazı eline aldı. Öldürücü bindirmeler ile, sıfıra inip topu kesmeler ile, içeriye katetmeler ile çok yönlü bir oyuncu olduğunu belli etmişti öncesinde ama bu biraz fazla oldu. Çok yönlü bir oyuncu. Rakibinin üstüne top ile birlikte giderken durdurulması imkansız neredeyse. Rakibini çaresiz bırakan bir yapısı var. Top ile hücuma kalkarken değerlendirebileceği en az 5 alternatifi var. Sıfıra inebilir, Duvar pası yapabilir, içeriye kat edip şut çekebilir, ya da içeriye katedip öldürücü arapasını bırakabilirdi ki böyle bir atak sonucunda Alex i golle de buluşturdu zaten.
Daha sonrasında maç belki de 6 ya 7 ye gidecekken Aykut Kocaman'ın rakibe saygı duyduğunu ve maçı 4-2 ile kitlediğini gördük. Emre ve Dia çıktı Özer ve Cristian girdi.Daha sonrasında maçın 82. dakikasında 2.ci sarı karttan kırmızı kart görmesi gereken GG yerini Bekire bıraktı ve maçın son 5 dakikasıda Bekir'in komik oyunu ile birlikte sona erdi. Bekir hiç bir zaman bu takımın oyuncusu olmadığını haykırıyor son 2 maçtır. Evet stoper menşeili, sağ bekte oynaması zor vs vs ama bu kadarda ne yaptığını bilmez bir davranış içinde olması inanılır gibi değil. iyi ki GG yetiştide Bekir ilk 11 başlamadı maça. Son dakikaların bize gösterdiği birşey daha varki Christian iyi ki gitmemiş takımdan. Her zaman çok iyi bir yedek olacagını gösterdi. Oyuna girdikten sonra Özer, Alex, Topuz, Santos ile birlikte topu rakip sahada çevirmeyi başardı. Santos devre arası alınan yeni transfer kıvamındaydı. Süperdi. Her zaman eleştirdiğim "evet top bizde kalsın diye pas yapalım ama bu pası rakip cezasahası önünde yapalım" eleştirime cevap verdi bir nev'i.
Sonuç olarak ligin 2. yarısında Fenerbahçe'yi buralara kadar getiren Emre, Topuz, Alex, GG 4 lüsünün hepsinin birden bu kadar vasat oynadığı maçta derbiyi bu derece şenlik havasında geçmek dahi Fenerbahçe adına sevinilmesi gereken bir hadise. Takım eskiden sadece Alex'e bağlıydı, sonra Alex ve Emre'ye bağlı oldu, daha sonra bu sayı 4 e çıkmıştı ama bu maç gösterdi ki, takım içinde sahaya kim çıkarsa çıksın birisi vasatken diğer bir topçu çıkıp sazı kendi eline alabiliyor.
Ayrıca bir bir tabularını yıkıyor Fenerbahçe. Asıl mutluluk verici olan şey bu. Fenerbahçe deplasmanda kazanamıyordu, Fenerbahçe zor maçları kazanamıyordu, Fenerbahçe derbi kazanamıyordu. Şimdi 2. yarı ile alakalı bakıldığında 5 te 5 yaptı Fenerbahçe. 3 ü deplasman bunların. ayrıca Manisa, Trabzon, Kayseri, Beşiktaş olmak üzere 4 ü zor maç, ve Trabzon Beşiktaş olmak üzere 2 side derbi.
Şimdi puan ve maç fazlasıyla lider Fenerbahçe. Artık kaybetme kredisi var. Futbolcularda da bu bilincin hakim belli. Tabi ki 17 de 17 yapmayacak bu takım. İlla ki ibre sürekli 45 derece açı ile çıkışta olmayacak. Arasıra durağanlaşacak belki azda olsa inişe geçecek takım. Devre arası Antalya'da güç yüklendi bu takıma. O güç elbet bi yerde tükenecek. İşte orda başarılı rotasyona ihtiyacımız var. Şuan kenarda oturdugu her dakika ile beni üzen Stoch'un zamanı başlayacak artık.
Yani Sarı Lacivert gönüllerde pembe hayaller kurmak yakışmaz bize. Fenerli olmak Yürekli olmak demektir. Yürekli olmak Kaybetmeyi hazmetmektir, realist olmaktır. Yürekli olmak günlerce öncesinde satılan biletleri tüketip, o deplasmanda takımın her pasında Ooooley çekmek, özdeşleşmiş marşlara espritüel yaklaşıp 25 bin kişiye sesini duyurmak, son düdükle çılgınlar gibi hakettiğin gururu, onuru yaşamaktır. Konu ile alakalı daha detaylar Doktorun Yeri'nin blogunda hakkaniyetiyle mevcut. Şu Linkten gurur duyabilirsiniz.
Gün, Yeni malatyaspor mağlubiyetinden sonra takımı antalya'da gecenin 4 ünde marşlarla karşılayan gerçek taraftarın gurur günüdür. Artık kaybetme lüksünün olması rahatlığıyla çıktığı maçlarda daha başarılı bir takım görmek ümidiyle.
Ne Mutlu Fenerliyim Diyene.
Maçın başlamasına kısa bir süre kala çıkan haberler Fenerbahçe yi bir adım daha öne atıyordu. Gökhan Gönül büyük bir özveri ile oynayabilecekti. Schuster garip(!) bir tertip ile çıkacaktı sahaya. Bobo 18 e alınmamıştı. Defansta bir türlü düzen tutturamayan Ekrem Dağ, Toraman ve Ferrari olmasına rağmen yedek kulübesinde bir defans oyuncusu dahi yoktu.
Maçtan bir gece evvel Aykut Kocaman'ın kafasında oynattığı gibi başladı maç. Santos, Dia, Niang işbirliği içerisinde ilk 25 dakika sezonun en iyi topunu oynadı Fenerbahçe ve bu süre zarfında tam 7 pozisyona girdi, 1 inde topu ağlarla buluşturabildi ne yazık ki.
25 ten sonra Dia'nın temposunun düşmesi olağandı. Orada Dani Alves'te olsa, Messi'de olsa, Ronaldo'da olsa tempo düşüklüğü yaşanacağı barizdi. Sonuçta 25 dakika boyunca depar atan sprinter bir oyuncu Dia. Zira dakika 43 te Fenerbahçenin yediği golde kendi oyuncusu Ekrem defansından boş koşuya başladığında onu kovalamak istedi ama gücü yoktu. Golün geleceğini hissetmiş gibiydi hatta. Ekrem'in 100 kere vursa sadece 1 inin gol olabileceği şutta beraberliği yakaladı Beşiktaş. Volkan'ı eleştirmek hata olur bu pozisyonda. Yakın direği kapatması beklenebilirdi ama bu sefer uzak direğe yapılacak kesme bir plase yine gol olabilirdi. Fakat yenilen bu golde takım biraz eleştirilebilir çünkü koca bir 45 dakika boyunca Beşiktaşın kullanabileceği tek silahı orasıydı. Her top orda quaresmaya bırakıldı, her topta beşiktaş kendi sağ açığından bireysel yeteneklerle bişe yapabilecelti ve buna önlem alınamadı. Selçuk, santosa daha yakın oynayabilirdi ya da blog halinde takım kendi sol bekine kayabilirdi ama olmadı. Devre 1-1 sonuçlandı.
2. yarının başlaması ile taraftar desteğini arkasına alan Beşiktaş birazda şansının yardımıyla 2. golü buldu. Serbest buruş esnasında Volkan baraja "4" işaretini yaptıgında yanımda beraber izlediğim arkadaşıma serzenişte bulunmuştum o an. O serbest vuruşta topun başında Simao varken o barajın hakkı 5 ti diye düşündüm. Neticesinde baraj 5 kişiden oluşsaydı o top Toraman'ın önüne sekmeyecekti ama oldu bir kere.
Sonrasında Tribünlerin 3 3 3 tezahüratları sonucunda ileride Alex De Souza 3 gol birden atacaktı.
Ferrari'nin her şey takımı adına iyi giderken Lugano'ya attığı o dirsek sonucu gelen Kırmızı Kart, Penaltı ve devamında gol maçı o an bitirmişti zaten. Maç sonrası yapılan açıklamalarda ve yorumlarda Lugano Ferrari'ye faul yapmıştı onu niye vermedi çırpınışları ise tamamen saçma. Çünkü Lugano'nun Ferrari'ye yaptığı faulu hakem görmüştü ama o an top zaten Beşiktaşın sol kanadından kontraya kalkmıştı. Avantajı oynatıyordu yani hakem. Orda maçı durdursa, Ferrari'ye yapılan faulu verse bu kez taraftarlar "neden avantaja bırakmadın" diye haykıracaklardı bu bariz.
Penaltıyı gole çevirdi Alex. Herşey siyahla beyaz kadar değişmişti saha içerisinde. Maç içerisinde 30 ila 60. dakikalar arasında dinlenen Dia yine sazı eline aldı. Öldürücü bindirmeler ile, sıfıra inip topu kesmeler ile, içeriye katetmeler ile çok yönlü bir oyuncu olduğunu belli etmişti öncesinde ama bu biraz fazla oldu. Çok yönlü bir oyuncu. Rakibinin üstüne top ile birlikte giderken durdurulması imkansız neredeyse. Rakibini çaresiz bırakan bir yapısı var. Top ile hücuma kalkarken değerlendirebileceği en az 5 alternatifi var. Sıfıra inebilir, Duvar pası yapabilir, içeriye kat edip şut çekebilir, ya da içeriye katedip öldürücü arapasını bırakabilirdi ki böyle bir atak sonucunda Alex i golle de buluşturdu zaten.
Daha sonrasında maç belki de 6 ya 7 ye gidecekken Aykut Kocaman'ın rakibe saygı duyduğunu ve maçı 4-2 ile kitlediğini gördük. Emre ve Dia çıktı Özer ve Cristian girdi.Daha sonrasında maçın 82. dakikasında 2.ci sarı karttan kırmızı kart görmesi gereken GG yerini Bekire bıraktı ve maçın son 5 dakikasıda Bekir'in komik oyunu ile birlikte sona erdi. Bekir hiç bir zaman bu takımın oyuncusu olmadığını haykırıyor son 2 maçtır. Evet stoper menşeili, sağ bekte oynaması zor vs vs ama bu kadarda ne yaptığını bilmez bir davranış içinde olması inanılır gibi değil. iyi ki GG yetiştide Bekir ilk 11 başlamadı maça. Son dakikaların bize gösterdiği birşey daha varki Christian iyi ki gitmemiş takımdan. Her zaman çok iyi bir yedek olacagını gösterdi. Oyuna girdikten sonra Özer, Alex, Topuz, Santos ile birlikte topu rakip sahada çevirmeyi başardı. Santos devre arası alınan yeni transfer kıvamındaydı. Süperdi. Her zaman eleştirdiğim "evet top bizde kalsın diye pas yapalım ama bu pası rakip cezasahası önünde yapalım" eleştirime cevap verdi bir nev'i.
Sonuç olarak ligin 2. yarısında Fenerbahçe'yi buralara kadar getiren Emre, Topuz, Alex, GG 4 lüsünün hepsinin birden bu kadar vasat oynadığı maçta derbiyi bu derece şenlik havasında geçmek dahi Fenerbahçe adına sevinilmesi gereken bir hadise. Takım eskiden sadece Alex'e bağlıydı, sonra Alex ve Emre'ye bağlı oldu, daha sonra bu sayı 4 e çıkmıştı ama bu maç gösterdi ki, takım içinde sahaya kim çıkarsa çıksın birisi vasatken diğer bir topçu çıkıp sazı kendi eline alabiliyor.
Ayrıca bir bir tabularını yıkıyor Fenerbahçe. Asıl mutluluk verici olan şey bu. Fenerbahçe deplasmanda kazanamıyordu, Fenerbahçe zor maçları kazanamıyordu, Fenerbahçe derbi kazanamıyordu. Şimdi 2. yarı ile alakalı bakıldığında 5 te 5 yaptı Fenerbahçe. 3 ü deplasman bunların. ayrıca Manisa, Trabzon, Kayseri, Beşiktaş olmak üzere 4 ü zor maç, ve Trabzon Beşiktaş olmak üzere 2 side derbi.
Şimdi puan ve maç fazlasıyla lider Fenerbahçe. Artık kaybetme kredisi var. Futbolcularda da bu bilincin hakim belli. Tabi ki 17 de 17 yapmayacak bu takım. İlla ki ibre sürekli 45 derece açı ile çıkışta olmayacak. Arasıra durağanlaşacak belki azda olsa inişe geçecek takım. Devre arası Antalya'da güç yüklendi bu takıma. O güç elbet bi yerde tükenecek. İşte orda başarılı rotasyona ihtiyacımız var. Şuan kenarda oturdugu her dakika ile beni üzen Stoch'un zamanı başlayacak artık.
Yani Sarı Lacivert gönüllerde pembe hayaller kurmak yakışmaz bize. Fenerli olmak Yürekli olmak demektir. Yürekli olmak Kaybetmeyi hazmetmektir, realist olmaktır. Yürekli olmak günlerce öncesinde satılan biletleri tüketip, o deplasmanda takımın her pasında Ooooley çekmek, özdeşleşmiş marşlara espritüel yaklaşıp 25 bin kişiye sesini duyurmak, son düdükle çılgınlar gibi hakettiğin gururu, onuru yaşamaktır. Konu ile alakalı daha detaylar Doktorun Yeri'nin blogunda hakkaniyetiyle mevcut. Şu Linkten gurur duyabilirsiniz.
Gün, Yeni malatyaspor mağlubiyetinden sonra takımı antalya'da gecenin 4 ünde marşlarla karşılayan gerçek taraftarın gurur günüdür. Artık kaybetme lüksünün olması rahatlığıyla çıktığı maçlarda daha başarılı bir takım görmek ümidiyle.
![]() |
| Fotoğraf "Doktor'un Yeri"nden. Cuk oturduğu için onun blogundan aldım. |
Ne Mutlu Fenerliyim Diyene.
18 Şubat 2011 Cuma
18-21 Şubat Spor Toto Listesi Tahminlerim
Geçen hafta 331 bin lirayı bir iki ufak maç ile kaçırmak fena üzücüydü.
Ama olsun keyifliydi yine de. Spor Toto da 28. haftadayız. Türkiye liginde hemen hemen her takımın tırmanışa geçmesi ile maç bilmek zorlaştı. Ama her zaman dediğim gibi, maç bilmek ne kadar zorlaşırsa kazanılan para da o denli fazla olacaktır. Gelelim kısa kısa tüyolara
* Emenikesiz Karabük, Kasımpaşaya dahi mağlup oldu. Gençlerbirliği rahat kazanacaktır.
* Gaziantep'in aklı Avrupa'ya açılan en yakın kapı olan Türkiye Kupası'nda. Ama yine de kaliteli yabancıları var. Beraberliği yine de akılda tutmak gerek.
* Manisa - Trabzon maçı her yöne gidebilir. Evinde Manisaspor'un başarısızlığı ve Trabzonun deplasmanda ki müthiş karnesi mevcut. Ama bir yandan da Engin yok, Defans hattı son 5 haftadır sürekli değişiyor. Simpson formda, ne olursa olsun makukula Trabzonsever. 3 ihtimalli ama yüzde 50.1 Trabzon.
* Beşiktaş ara ara yaşadığı sıkıntıları tekrar hissetmeye başladı. İnönü Stadı artık beşiktaş için baskı unsuru. Futbolcular moralsiz ve taraftarlarla barışma adına içine girecekleri extra motivasyon kendilerine zarar verecektir. İb. Toramananın durumu ne olacak, Köybaşı formsuz, ortasahada yeni isimler, Fenerbahçe formda. Yuzde 75 ihtimalle Fener handikaplı kazanır ama biz yine de 0 ı da yazalım oraya.
* Kayserispor yabancılarıyla güler. Antalya öyle bir virajdan döndüki, neredeyse pilleri bitti de Mehmet Özdilek pili ısırmaya başladı.
* Galatasaray arena avantajı ile Bucayı geçecektir, İbb, Es-Es, Madrid, Barca, İnter, Milan rahat rahat kazanacaklardır.
Şansımız bol olsun.
12 Şubat 2011 Cumartesi
Hoşa giden sakatlık
Yaşanılmış olmasına az da olsa sevinilen sakatlıklardan bir tanesi daha. Kanaatimce milan'ın el freni olan pirlo 8 hafta yok. Bağdokusunda 2.derece zorlanma varmış. Ambrosinide sakatken pek içaçıcı bir haber değil Milan adına. Şampiyonlar liginde Tottenham ile oynanacak maçı ve italya liginde oynanacak napoli, juventus ve inter maçlarını kaçıracak. Ama olsun van bommel, gattuso, flamini yeter. ve bir güzel haber de merkel için. Daha çok şans bulacağı aşikar.
8 Şubat 2011 Salı
Pierre Pare
Vatandaşı Hiddink'in Türk Milli Takımına gelmesi ile Fenerbahçe Cumhuriyetinin Mihenk Taşlarından Pierre Van Hooijdonk ta tff çatısı altında Milli Takımının başarısı için ter dökecek.
Görevi: A2 milli takımdan sorumlu olmak ve Avrupa'da ki genç türk futbolcu rezervini kontrolü altında tutmak.
Ciddi derece de Türkiye sevdalısı olan, vizyonu geniş, gençler ile çalışmayı seven bir yıldızın böyle bir görevde olması bizim adımıza şans. Bazı kaynaklarda yer alan "milliyetçilik diyorsunuz, futbol takımına yabancı sınırlaması getiriyorsunuz milli takımın her yeri yabancı doldu" tarzı haberlere ise sadece gülüyorum.
7 Şubat 2011 Pazartesi
4*4 lük maç
![]() |
| Tiote 4-4 ü kutlarken |
25. dakikada takımın 4-0 gerideyken stadı terketmek bir tek bize has davranış sanırdım hep ama haftasonu oynanan Newcastle Arsenal maçında gördükki İngiltere'de de varmış bunlardan. Maç 4-0 dan 4-4 e gelince ne düşündüler merak ettim doğrusu. Yada o stadı terkedenlerin 4-4 ü kutlamaya hakları var mıdır ?
Pique'yi Shakira kapmış
Marca Magazin sayfalarında değeri 150.000 euroları bulduğu söylenen bir fotoğraf yayınlamış çift. Bir kaç aydır fabregas reyisin paylaştığı fotoğraf kaynaklı böyle bir dedikodu olduğu biliniyordu ama ilk kez fotoğraflandı ve ispatlanmış oldu.
Fotoğrafa bakar bakmaz önce pique'ye sonra shakira'ya baktıktan hemen sonra gözünüzün bize göre soldan 2. ablaya takıldığını biliyorum. Yalan söylemeyin. O abla aslında yengeniz. Kendisi Puyol Kaptan'ın hatunu "Malena Costa" olur. Supermodeldir. Super Kaptan'a da supermodel yakışır zaten.
Ha bu arada az önce sözü geçen fabregasın yaydığı fotoğraf ise şöyle bişi.
Peki futbolcu manitaları konusunda ilk 5 e başka kim girer.
Schweinsteiger'in manitası mesela ?
Yada Shay Given'ın manitası ?
.
Türkiye Milli Takımı Aday Kadrosu
9 Şubat 2011 çarşamba günü Güney Kore ile Trabzon'da oynanacak mücadelenin aday kadrosu açıklandı. 2012 Avrupa Şampiyonası yolunda 2011 yılının ilk milli maçına çıkıyoruz. Guus Hiddink hoca uzun süre boşluktaydı ve hakkını vermek gerekirse elinden geldiğince tüm maçlarda statlarda gördük kendisini ve bu kadar izlenimden sonra ortaya çıkan aday kadro şu:
1- Volkan Demirel Fenerbahçe
2- Onur Recep Kıvrak Trabzonspor
3- Fehmi Mert Günok Fenerbahçe
4- Gökhan Gönül Fenerbahçe
5- Serkan Balcı Trabzonspor
6- Serdar Kesimal Kayserispor
7- Servet Çetin Galatasaray
8- Fehmi Emre Güngör Gaziantepspor
9- Hakan Kadir Balta Galatasaray
10- İsmail Köybaşı Beşiktaş
11- Gökhan Süzen Büyükşehir Bld. Spor
12- Selçuk İnan Trabzonspor
13- Yiğit İncedemir Manisaspor
14- Mehmet Ekici 1.FC Nurnberg
15- Sabri Sarıoğlu Galatasaray
16- Nuri Şahin B.Dortmund
17- Emre Belözoğlu Fenerbahçe
18- Hamit Altıntop Bayern Münih
19- Yekta Kurtuluş Galatasaray
20- Engin Baytar Trabzonspor
21- Tunay Torun Hamburg
22- Umut Bulut Trabzonspor
23- Burak Yılmaz Trabzonspor
24- Kazım Kazım Galatasaray
Dikkat çekenlere gelecek olursak, kaleye Fenerbahçe'den Mert Günok'un 3. kaleci olarak seçilmesi kendisi ve takımı adına sevindirici. O milli takım kamp havasını koklaması kendisine tecrübe ve olgunluk katacaktır.
Tunay Torun, Serdar Kesimal, Gökhan Süzen ve Emre Güngör de yeni seçilenler. Kanaatimce faydalı bir seçim olmuş. Keşke son 1 ayın en iyi Türk oyuncusu Mehmet Topuz'u da onurlandırabilseydik. Ayrıca aday kadroda Bursaspor'dan hiç oyuncu olmaması da enteresan bir gelişme.
Hala umut buluttan, burak yılmazdan, engin baytar'dan fayda beklemek anlamsız.
maç neden trabzonda oynanıyor. nedir bu trabzonun avantajı. Adana'nın, İzmir'in, Edirne'nin, Manisa'nın, Ankara'nın ne gibi hatası olmusturda kendi memleketlerinde kendi milli maçlarını göremezler hiç.
öyle yada boyle 2011 yılı beyaz bir sayfa olsun milli takımımıza ve biraz da meşekkatlide olsa, bu yolda tüm dualarımız onlarla.
5 Şubat 2011 Cumartesi
Almanya kadrosu açıklandı
Haftaya çarşamba italya ile oynayacak Almanya'da eskimeyen dost Low kadroyu açıkladı. Açıklanan kadroya bakarak bir iki yorum yapılabilir. Öncelikle şuan bundesligayı süpüren dortmund'tan 5 yeni oyuncu kadroda. görünen o ki Low dünya futbol piyasasına yeni mesut özil'ler hazırlıyor. Çaktırmadan generasyon değişimini yaptı bile aslında. Ballack yine yok, Cacau kesik yemiş, Werder Bremen yerlerde sürününce Marin'de modasını kaybetmiş görünüyor. Almanların disiplinden sonra gelen en önemli karakteristik özellik sağlam defans olayınında suyunu çıkarmış Low. Topu topu 2 kişilik kotenjan için Badstuber, Mertesacker, Hummels, Westermann, Friedrich gibi istim üstündeki oyuncular kapışıcak. Muhtemel kazananlar Mertesacker ile Westermann olur. Forvet ise dünya kupası 2010 forveti. En önde Klose, arkasında Müller, Podolski, Mesut 3 lüsü.
Bu arada Low revizyon yapıyor, gençleşiyor dedik ama haftaya oynayacakları İtalya'nın yaş ortalaması revizyon yapmış bu kadrodan bile daha gençtir muhtemelen. Sahi ne olacak bu İtalya'nın hali ? Neyse o konuya girersem çıkamam şimdi. Kadroyu verelim.
Kale: Rene Adler, Manuel Neuer
Defans: Dennis Aogo, Holger Badstuber, Jerome Boateng, Arne Friedrich, Mats Hummels, Philipp Lahm, Per Mertesacker, Marcel Schmelzer, Heiko Westermann
Orta saha: Sven Bender, Mario Goetze, Kevin Grosskreutz, Sami Khedira, Mesut Özil, Bastian Schweinsteiger, Christian Traesch
Forvet: Mario Gomez, Miroslav Klose, Thomas Mueller, Lukas Podolski
.
.
4 Şubat 2011 Cuma
4 - 7 Şubat 2011 Spor-Toto tahminlerim. 15 geldi geliyor.
Geçtiğimiz hafta gerek Beşiktaş'ın mağlubiyeti gerek Kayserispor'un kazanamaması gerekse de dün Galatasaray'ı yenen Gaziantep'in Gençlerbirliğini yenememesi ile 10 maçta kaldım spor toto'da. Aslında sürprizler açısından Bursaspor, Villareal Juve karşısında Udinese derken hepsi tam isabetti ama yine en güvenilen maçlar yıktı ve 10 tane bilebildim. Sıra bu hafta da
Listede de göreceğiniz üzere çok zor bir hafta bizi bekliyor. Tahminimce 15 bilen ya hiç çıkmaz ya 1 kişi olur, 14 bilen çok az olur ve bolca para dağıtır spor toto. Zaten geçtiğimiz haftadan devir söz konusu.
Chelsea'nin Liverpool'u yenemeyeceği, Trabzon'un puan kaybedebileceği, Galatasaray'ın kazanamayacağı ise bu hafta ki sürprizlerim. E tabi bir diğer 1 liralık kuponda da bu maçlar sırasıyla 1 - 1 - 1 şeklinde yer alacaktır diğerleri aynı kalmak şartıyla.
Gaziantepspor'a yine güveniyorum, Manisaspor karşısında Fenerbahçe'ye duygusal davranıyorum, kupada moral depolayan Gençlerbirliğinde yeni transferler takıma alışmaya başladığı belli dolayısıyla kazanırlar diyorum ve her ne kadar Kasımpaşa ve İbb kupada beraberede kalmış olsalar Abdullah Hoca ligde bir farklıdır diyerek geçtiğimiz haftanın Beşiktaş avcısı ibb ye bu haftada güveniyorum.
Ayrıca; Bursa, Kayseri, Antep, Dortmund, Inter ve Barcelona bankolar bankom olarak yerini aldı listemde.
Bunlar biraz detaylı çalışma ile, diğer oynayanların yatabilecekleri, dolayısıyla 14 15 bilen az kişiden olmak için ve daha fazla para kazanmak adına sürpriz kovalayarak ortaya çıkanlar.. (Tablo da mavi ile gösterilmiş tahminler)
Peki ya direkt olarak oynamak istersek sonuç nasıl gelebilir. Şahsen euroleague tahminleri ile bir kaç allah kuruşu para kazandıgım için birde yukarıda ki tablonun hemen yanında kırmızı ile yazılmış tahminleri oynayacağım.
HERKESE BOL ŞANSLAR
.
İlk, sürpriz kovalayan ve çalışılmış tercihim - Hiç sürpriz olmaz ise ortaya çıkacak sonuçlar
Listede de göreceğiniz üzere çok zor bir hafta bizi bekliyor. Tahminimce 15 bilen ya hiç çıkmaz ya 1 kişi olur, 14 bilen çok az olur ve bolca para dağıtır spor toto. Zaten geçtiğimiz haftadan devir söz konusu.
Chelsea'nin Liverpool'u yenemeyeceği, Trabzon'un puan kaybedebileceği, Galatasaray'ın kazanamayacağı ise bu hafta ki sürprizlerim. E tabi bir diğer 1 liralık kuponda da bu maçlar sırasıyla 1 - 1 - 1 şeklinde yer alacaktır diğerleri aynı kalmak şartıyla.
Gaziantepspor'a yine güveniyorum, Manisaspor karşısında Fenerbahçe'ye duygusal davranıyorum, kupada moral depolayan Gençlerbirliğinde yeni transferler takıma alışmaya başladığı belli dolayısıyla kazanırlar diyorum ve her ne kadar Kasımpaşa ve İbb kupada beraberede kalmış olsalar Abdullah Hoca ligde bir farklıdır diyerek geçtiğimiz haftanın Beşiktaş avcısı ibb ye bu haftada güveniyorum.
Ayrıca; Bursa, Kayseri, Antep, Dortmund, Inter ve Barcelona bankolar bankom olarak yerini aldı listemde.
Bunlar biraz detaylı çalışma ile, diğer oynayanların yatabilecekleri, dolayısıyla 14 15 bilen az kişiden olmak için ve daha fazla para kazanmak adına sürpriz kovalayarak ortaya çıkanlar.. (Tablo da mavi ile gösterilmiş tahminler)
Peki ya direkt olarak oynamak istersek sonuç nasıl gelebilir. Şahsen euroleague tahminleri ile bir kaç allah kuruşu para kazandıgım için birde yukarıda ki tablonun hemen yanında kırmızı ile yazılmış tahminleri oynayacağım.
HERKESE BOL ŞANSLAR
.
Futbola bilardo karışırsa
Tabi ki bunu ancak İbra Kadabra yapabilir. Şanssız an mı, şekil mi yapmış karar veremiyor insan.
.
.
Kara şubat; titre, toparlan öyle gel
Bir önce ki postta yazdığım üzere şubat başında bloga çok fazla vakit ayıramadım maalesef. Şubat demişken hangi Fenerbahçe taraftarı geçen sene şubat ayını hatırlamaz ki. O kara bulutların güneşimizi kestiği, mutluluğumuzu engellediği günleri. Lig devre arasına büyük umutlarla girdiğimizi, devre arasının ardından 2. yarıya evimizde 3-1 lik Denizlispor galibiyeti ile başlamanın ardından Sivasa 5 atarak iyice havaya girdiğimizi ve o lanet şubat 2010 ayı içerisinde (7 - 28 şubat) ardarda 7 maç kazanamayıp 4 yenilgi 3 beraberlik ile mart ayına girdikten sonra muhteşem bir çıkışa geçip neredeyse gol yemediğimizi kimler unutabilir ki.
Şimdi yine şubat ayı içerisindeyiz. Türkiye kupasında yokuz, Avrupa'da yokuz dolayısıyla nispeten daha az bir maç programının olduğu şubat ayı.
Şubat 2011 maç programı şöyle:
05 Şubat 2011 - Manisaspor vs Fenerbahçe
14 Şubat 2011 - Fenerbahçe vs Kayserispor
20 Şubat 2011 - BeşiktaşJK vs Fenerbahçe
27 Şubat 2011 - Fenerbahçe vs Kasımpaşa
Lig sonlarına doğru her daim yükselişe geçeceğimiz garanti. Devre arası kampı olumlu yansıdı takıma, Ligde son 3 maçtır gol yemiyoruz (Sivas 1-0, Antalya 0-1, Trabzon 2-0) Yeter ki şubat ayı virajını en az hasarla atlatalım. Schuster gibi hayal dünyasında yaşayan bir spor takipçisi olmadığım için zaten kendimi 2. yarıda 8-9 puan kaybına hazırladım. (2. yarıda 9 puan kaybı bize 51-9 = 42 puan kazanç demektir, buda ligi 75 puan ile bitiririz demektir ve diğer adı şampiyonluktur bence.) Bu 8 9 puan kaybının 1 ini burda harcamaya razıyım. Ama lütfen şu 4 maçlık period hasarsız dönülsün.
Kayseri ile evimizde oynamamız, Trabzon maçına çıkılan motive ile o maça çıkacak olmamız o maçı garanti gösteriyor. Beşiktaş'ın bizim maçımızdan hemen önce ve hemen sonra oynayacakları Dinamo Kiev maçı yine bizim için avantaj görünüyor. Kasımpaşa ligden düşmüş olur. Yeter ki Manisa'yı hasarsız geçelim.
Şubat ayından çıkartılacak 12 puan haliyle klansmanda Fenerbahçeyi en üste taşıyacaktır ve kendi koltuğunda oturan lider, kendi gibi oynayıp finishi ilk gören takım olacaktır.
Bakalım bu 12 puanın kaçını alabileceğiz ?
.
26 Ocak 2011 Çarşamba
Brezilya Kadrosu belli oldu. Yeni isimler kadroda
Kendi evinde düzenleyeceği 2014 Dünya Kupasının hazırlıklarına başlıyor artık Brezilya. Dunga'nın kadro seçiminde buna da dikkat ettiğini görüyoruz aslında. En az 6 7 tane alışık olmadığımız isimleri çağırmış keza her zaman görmeye alışık oldugumuz isimler ise kadroda yok.
Fenerbahçe'den Andre Santos Real Madrid'ten Marcelo ile sol bekte kapışacak. Kale Cesar'ın büyük ihtimalle. Sağ bek tabi ki Dani Alves'in. (Yazıyı girdiğim anlarda Rafael'in sakatlanmış olabileceği haberi vardı son gelişmelerden haberdar değilim). Defansın göbeğinde Lucio'yu göremedik, muhtemelen Silva-Luiz olacaktır. Orta saha ise baştan aşağı yenilenmiş görünüyor. Hücum hattında ise Hulk'u görmek enteresan oldu.
Geleceğin yıldızı denilip tüm Brezilya'nın desteklediği Neymar hala 20 yaş altı takımda, Ganso ise sakatlıktan yeni çıktığı için seçilmemiş diye düşünüyorum. Tıpkı Kaka gibi. Maicon, Juan, Fabiano, Elanoise diger çağrılmayan isimler.
Açıklanan kadro şu şekilde:
Kale:
Julio Cesar (Inter)
Gomes (Tottenham)
Neto (Fiorentina)
Bek
Daniel Alves (Barcelona)
Rafael (Manchester United)
Marcelo (Real Madrid)
André Santos (Fenerbahçe)
Defans:
Breno (Bayern)
David Luiz (Benfica)
Thiago Silva (Milan)
Luisão (Benfica)
Ortasaha:
Lucas (Liverpool)
Ramires (Chelsea)
Sandro (Tottenham)
Elias (Atl. Madrid)
Hernanes (Lazio)
Anderson (Manchester United)
Renato Augusto (Bayer Leverkusen)
Jadson (Shaktar)
Forvet:
Robinho (Milan)
Alexandre Pato (Milan)
André (Dínamo Kiev)
Hulk (Porto)
Muhtemelen 4-3-1-2 sistemi ile oynayacaklardır.
Cesar
D.Alves - Luiz - Silva - Santos
Lucas - Ramires - Elias
Robinho
Hulk - Pato
Sahaya çıkacakları yeni dizayn formalarını ise daha önce blogta yayınlamıştım.
23 Ocak 2011 Pazar
Gökhan Gönül Dostları. MPA : 0 - 1 : Fenerbahçe
Şampiyonlar Ligi ve Uefadan elenmiş, Ligin ilk yarısını 9 puan geride tamamlamış, Ziraat Türkiye Kupası'ndan Yeni Malatyaspor, Buca ve Ankaragücü'ne yenilerek 0 puanla elenmiş, Antalya'da Samsunspor ile maç yapıp berabere kalmış ve 1 allah kuruşu top oynamamış Fenerbahçe'nin elinde sadece şampiyonluk kalmıştı. Üstüne üstlük lider ile 9 puan fark var arasında, rakiplerinden birine yeni stadları itici güç olmuş, diğeri 3 sağlam transfer ile gaza gelmiş, diğeri zaten son şampiyon. Bu şartlar altında ne olursa olsun 1-0 da 5-0 da Yarım-0 da olsa kazanmak son derece önemliydi. Ve bu maçtan iyi oynamadan aldığı galibiyetle güzel çıktı Fenerbahçe. Niang maça sol açık olarak başladı. Bu olaya zaten tam anlamıyla bir sol bek olmayan Santos'ta eklenince yine her zaman ki gibi defansif anlamda sıkıntılar yaşadı. Özellikle sol tarafta. Selçuk yılın en güzel maçlarından birini oynadı. Zaten bu derece güzel oynayıp sol kanatın arkasını emre ile birlikte süpürmese sonuç çok daha farklı olabilirdi. Maç kör dövüşü tarzında ilerlerken Gökhan reyizin kendi çabası ile attığı muhteşem gol ilaç olmuştur Fenerbahçe'ye.
Ligin ilk yarısında kronikleşmeye yüz tutmuş hastalık olan maçın 2. yarısına tam konsantre ile bşalayamama sıkıntısı acaba devam ediyormuydu Fenerbahçe için. Devre arası süresince bu düşünüldü tüm taraftarlarca. Acaba yine ilk yarısı galibiyetle biten maçın sonunda puan kaybı yaşanacakmıydı?
Burda şahsım adına söyleyebilirim kafama takılan bir soruda acaba Aykut Hoca oyuncu değişiklikleri ile maçı tutabilecekmiydi?
Maç sonu geldiğinde yukarıdaki 2 sorunun cevabınında olumlu olması, takımın gol yememesi, Trabzon'un puan kaybetmesi minikte olsa tünelin sonunda görülen ışığın biraz daha büyümesine vesile oldu.
Maçtan çıkarılan kısa kısa notlarım şu şekilde:
** Fenerbahçe Niang'tan sol açıkta verim alamaz.
** Emre hala bal yapmayan arı.
** Semih artık 10 üzerinden 7 değilde 8 oynamalısın.
** Yobo reyiz o son dakikada ki çalım neydi öyle.
** Özer Hurmacı Aykut Hocanın gözbebeği.
** Harikasın Dia. Önümüzde ki günlerde daha da muhtesem bi Dia seyredeceğiz.
** Volkan hep böyle kal
** Gökhan Gönül neden sarı kart görüp cezasını Türkiye Kupası maçında çekmedi.
** Santos baba, herkesin aksine ben sana çok güveniyorum ve bence bu ligin en iyi sol bekisin.
** Aykut Hocam öperim ellerinizden.
..
20 Ocak 2011 Perşembe
Hong Kong Yolları Taştan. Kezman Hong Kong'ta
Ne olursa olsun çok özlüyorum bu adamı. Belki 2000li yılların başlarında Hollanda'da yakaladığı başarının ve yaptığı süksenin ekmeğini çok uzun yıllar yedi ama olsun. Başkaydı benim için. PSV, Chelsea, Atl. Madrid derken Fenerbahçe' ye yolu düşmüştü.
İstanbul'a ayak basar basmaz lanet olası bilinçsiz, futbolu holiganizm olarak görüp, spor yoksunu insanların eline düştü. Önce Sırp olmasından dolayı mezhebi sorun oldu. O aslında sadece futbolcuyken, Bosna ile siyaset ile aynı cümlelerin içinde yer aldı ismi. belki de kendisinin bile haberi yokken, sonra özel hayatı, sonra çalım atamaması, sonra dövmeleri, sonra boyu vs vs derken yalnız kaldı 13 milyon nüfuslu istanbul'da. Gol kaçırdıkça ağladı, ağladıkça gol kaçırdı. Önce boş kaleye kaçırdı topu daha sonra imkansız bir gol attı ve mabed çimlerine gözyaşlarını damlattı ya hani. Daha bi sevdim. Ama kıymet bilemedik biz yine 30 milyon Fenerbahçe sevdalısı olarak. Tıpkı Ortegalar, Anelkalar, Guizalar gibi. Çuvaldızı kendimize batırmamız gerektiği muhakkak.4.5 milyon euro ya PSG ye gittikten sonra Mevlüt Erdinç'in yedeği olduktan kısa bir Rusya'zenit macerası yaşadı. Ardından şimdi çok çok uzaklara düştü yolu. 31 yaşında Çin Seddine dayandı Yarasa Adam.
Transfer sonrasın açıklamalarından " Futbol hayatının en iyi dönemlerini Avrupa'da geçirdiğini ve artık futbolun çok daha kolay oynanıp, çok daha el üstünde tutulduğu yerlerde top oynamak istiyorum" açıklamasını çıkardım.
Başarılarıyla dolsun Çin Macerası.
Dünyanın En İyi Yengesi (Yenge D’Or Bonanza)
Leo messi deyince akla hep futbol, barcelona, arjantin vs gelse de bu adam maçtan sonra sevincini kiminle paylaşıyor, güney amerika 2010 da kimin omzunda ağladı, xavi ve iniesta'yı geçip dünyanın en iyi futbolcusu oldugunda bu gururu kiminle birlikte yaşadı? Yani dünyanın en iyi yengesi kim ?
Antonella Roccuzzo diye bir abla. Abla dediğime bakmayın daha 22 yaşında ama bizde saygı büyük. Arjantinli o da. Hatta Messi'nin doğup büyüdüğü köyünden. Rosario'dan. Hayır öyle süpermodel falan değil. Hatta WAG ilk 100 listesinde bile yok. Diet uzmanı olmak için okuyor. Alttan dersi varmış ve okulu bitmiyormuş gibi söylentilerde var. Çocukluklarından beri arkadaşlar. Çünkü yengemiz Messi'nin kuzenin arkadaşı. 5 yaşından beri messi, kuzeni ve antonella abla buluşup evcilik neyim oynuyorlar.
Herkes biliyor ki Barelona daha çocukken kopardı Messi'yi köyünden. Barcelona şehrine getirdi. Görüşemez oldular. Her fırsatta kaçıp ülkesine gidip tatilini orada geçiyor Messi. Sebebi bu yüzdenmiş. Hatta bir dönem magazin haberlerinde vardı Messi neden her tatilde köyüne gidiyor diye. İşte sebep.
2009 da bir festivalde kaynamaya başlamışlar ve romantik anlar sonucu Antonella ablamıza Yengelik şensölyeliğini vermiş Messi. O günden beri de mutlu bir birliktelikleri varmış. Önce saklama gereği duymuşlar daha sonra köylerinden İspanya ya bir uçuş sırasında bolca fotografları cekilmiş ve o zamandan beri artık gizlememeye başlamışlar. Kızın annesi ile messinin annesi iyi anlaşıyorlarmış. e tabi para gani. Artık Şubat'ta evlilik planlanıyormuş. Messi'nin işi ve çevresinin genişliği nedeniyle aile arasında olacakmış. Hadi Hayırlısı
Ertem Şener Abime selam eder, Messi ve Yengeye Allah tamamına erdirsin derim.
Antonella Roccuzzo diye bir abla. Abla dediğime bakmayın daha 22 yaşında ama bizde saygı büyük. Arjantinli o da. Hatta Messi'nin doğup büyüdüğü köyünden. Rosario'dan. Hayır öyle süpermodel falan değil. Hatta WAG ilk 100 listesinde bile yok. Diet uzmanı olmak için okuyor. Alttan dersi varmış ve okulu bitmiyormuş gibi söylentilerde var. Çocukluklarından beri arkadaşlar. Çünkü yengemiz Messi'nin kuzenin arkadaşı. 5 yaşından beri messi, kuzeni ve antonella abla buluşup evcilik neyim oynuyorlar.
Herkes biliyor ki Barelona daha çocukken kopardı Messi'yi köyünden. Barcelona şehrine getirdi. Görüşemez oldular. Her fırsatta kaçıp ülkesine gidip tatilini orada geçiyor Messi. Sebebi bu yüzdenmiş. Hatta bir dönem magazin haberlerinde vardı Messi neden her tatilde köyüne gidiyor diye. İşte sebep.
2009 da bir festivalde kaynamaya başlamışlar ve romantik anlar sonucu Antonella ablamıza Yengelik şensölyeliğini vermiş Messi. O günden beri de mutlu bir birliktelikleri varmış. Önce saklama gereği duymuşlar daha sonra köylerinden İspanya ya bir uçuş sırasında bolca fotografları cekilmiş ve o zamandan beri artık gizlememeye başlamışlar. Kızın annesi ile messinin annesi iyi anlaşıyorlarmış. e tabi para gani. Artık Şubat'ta evlilik planlanıyormuş. Messi'nin işi ve çevresinin genişliği nedeniyle aile arasında olacakmış. Hadi Hayırlısı
Ertem Şener Abime selam eder, Messi ve Yengeye Allah tamamına erdirsin derim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Yorumlar
Yorumlar
























